Hamile olduğumu ilk öğrendiğimde neler hissettim?

0

Kimine göre çok zor, kimine göre ise aynı bende olduğu gibi çok kolay geçen hamilelik döneminin ilk 3 ayı yani 1. trimester dönem hakkında sizleri bilgilendirmek istiyorum. Öncelikle açıkça söylemeliyim ki hamilelik hiç beklediğim bir durum değildi. En azından bu sene için kesinlikle böyle bir düşüncem yoktu. Öyle deliler gibi çocuk isteyen veya çocuk sevgisi olan bir kadın da değilim. Şunu söylemeliyim ki annelik içgüdüsü, her kadının içinde olsa da bu demek değil ki hepimiz anaç ruhluyuz ve tek hayalimiz çocuk sahibi olmak.

Bazılarımız aksine, bu duyguyu çocuk sahibi olduktan sonra yaşıyor ve ilk dönemlerde aynı duyguları paylaşmıyor. Üstelik benimle aynı duyguları paylaşan kadınları bulmak oldukça zor ve deneyimlerinden yararlanabileceğim kimse yoktu etrafımda.  Bu yüzden ben de başkalarına faydalı olması açısından yaşadığım duyguları ve fiziksel değişimleri detaylarıyla paylaşmak istiyorum.

Gebelik testi ve ultrason sürecim

Ben, özgürlüğüne düşkün, eğitimli, birçok konuda kendini geliştirmeye çalışan, oldukça realist ve mantıklı bir insan olmama rağmen birçok insanın yaptığı gibi bilinçsizce hamile kaldım. Kesinlikle öyle bir niyetim yoktu. Fakat bir gün bir bakıverdim, elimdeki gebelik testi içimden gelen tüm hayır çığlıklarına rağmen ‘’İşte sana gerçekler’’ diyordu. Bunun üzerine hiç durmadan 3 gün boyunca ağladım. Hatta başkaları için mutluluk verici olan bu haberi eşime, sanki herşey onun suçuymuş gibi kızarak söyledim. Hani filmlerde olur ya, romantik bir yemek eşliğinde erkeğe baba olacağı söylenir, gözyaşları sel olur falan. Hayır, durum hiç de öyle değildi.

Hamile olduğumu ilk öğrendiğimde neler hissettim?

 

Benim korkularım ve anne olma konusundaki isteksizliğim birçok insana göre büyülü olması gereken bu anı tamamen yok etmişti. Çünkü ben daha birçok şey başarmak ve birçok farklı yere gitmek istiyordum. Ayrıca maddi durumumuz da çok iç açıcı değildi, borçlarımız vardı. Bir çocuğun masraflarını nasıl karşılaycaktık? Ki ben üç yıllık evli bir kadın olmama rağmen halen çocuk ruhlu, gezmeyi seven, başkasının sorumluluğunu daha önce hiç almamış biriydim. Dolayısıyla bütün bu faktörler bir araya gelince, çocuk sahibi olmak bana fersah fersah uzak geliyordu.

Belki çok çocuk isteyen, fakat hamile kalamayan kadınlar ya da anneliği tatmış olanlar benim bu yaşadıklarımı anlamayıp, bana kızabilirler. Hatta beni nankör olmakla suçlayabilirler. Evet, herkes kendine göre haklı olabilir. Ama her kadının hayattan beklentileri, yaşayış tarzı ve istekleri aynı olmuyor. Bu durum da hayatında etrafında hiç çocuk olmamış ve tek büyümüş benim gibi biri için bence oldukça doğal diye düşünüyorum.

Her neyse birkaç gün süren bir inkar döneminden sonra eşimle doktora gittik ve hamile olduğum kesinleşti. Ben son umudumu doktora bağlamıştım; belki sonuç yanlış olur diye ama doktor da onaylayınca tekrardan bir ağlama krizine girdim. Çünkü artık herşey kesindi, inkar edecek bir durum yoktu. Bir yandan ailelerimizin hevesi, arkadaşlarımın mutluluğu, çok borcumuz var dediğimde “Merak etme çocuk kısmetiyle gelir” söyleminin gerçekçilikten uzaklığı ve eşimin artık hayat tarzımı değiştirmem gerektiği konusundaki konuşmaları beni boğmaya başlıyordu. Fakat artık bir yandan da ‘’Madem böyle bir durum oldu artık yapacak bir şey yok, belki böylesi çok daha güzel olacak’’ diye de kendi kendime konuşmaya başlamıştım. Özellikle ilk ultrasona gidip, bebeğimin kalp atışlarını dinlediğimde, ruhumda ufaktan birşeyler kıpırdanmaya başladı ve artık içimde bir canlının olduğunu, onun bizim bir parçamız olduğunu kabullenme süreci de başladı. Ondan sonra ise her şey çok daha farklı oldu…

 

Leave A Reply