“Nerede o eski bayramlar” diye soranlar için eskilerden bayram adetleri

0

Bayramlar, dargınları barıştıran, sevdiklerimizle bir araya gelmek için fırsat oluşturan zamanlar. Çocukların bayramlıklarla, şekerle, çikolatayla mutlu olduğu, büyüklerin ziyaret edilerek onurlandırıldığı, evlerin mis gibi ikramlıklarla dolu olduğu günlerdir bayramlar. Geniş ailelerde çocukların cıvıl cıvıl kahkahalarının birbirine karıştığı, sohbetlerin derinleştiği, gün boyu birlikte yenilip içildiği bu günlere, günümüzde bayram mesajları ve sosyal medya üzerinden bayramla ilgili paylaşımlar eşlik etmeye başladı. Dolayısıyla, artık sıklıkla, “nerede o eski bayramlar” diyen insanlar çoğaldı. Belki de 80’lerde doğanlar, o eski bayramların son şahitleri olarak kaldılar. Teknolojinin değil, iletişim kurmak için verilen mücadelenin yıllarıydı. Üstelik, kimse kimseyi atlamaz, mutlaka birbirinin bayramını bi şekilde kutlardı. Eski bayramlar, tatile çıkarak değil, bayramlaşarak geçerdi. Teknolojinin ilerlemesi, cep telefonu ve internetin hayatımıza girmesi, tüm geleneklerin “eski bayramlar”da kalmasına neden oldu.

Yine de teknolojiyi seviyor muyuz? Elbette seviyoruz. Örneğin, eski bayramlarda neler vardı, neler yapılırdı, unutmamak adına bunu araştırabiliyoruz. Çağımızın vebası, toplu bayram mesajlarını atmadığınız, en azından teknolojiyi herkes için tek tek özel olarak kullandığınız bir bayram geçirmenizi umarak, gelin birlikte eski bayramlar nasıl geçerdi birlikte göz atalım…

Eski bayramlar yine olsa, bayram yeri kurulsa

Eski bayramlarda bayram en çok çocuklara gelirdi. Yeni kıyafetler ve ayakkabıların yanı sıra, çocukların eğlenebileceği, vakit geçirebileceği pek çok alternatif vardı. Şimdi artık alışveriş merkezlerinde gezen modern macuncular, pamuk şekerciler, o zamanların günümüze birer yansıması örneğin. Ancak, eski bayramlar elbette tüm bunlarla sınırlı değildi. Şimdilerde kalabalık ve renkli ortamlar için kullanılan, “Burası bayram yerine dönmüş” lafındaki o bayram yeri, eski bayramların olmazsa olmazlarındandı.

Bu bayram yerlerinde neler yoktu ki? Tüm bu seyyar satıcıların yanı sıra, gösteriler, luna parklardakine benzer araçlar, hokkabazlar bayram yerlerinde renkli görüntüler oluştururdu. Bayram yerinin kurulması, çocukların ve mahallenin gençlerinin buraya akın etmesi, bayramın geldiğinin adeta bir göstergesiydi. Keşke yine bayram yeri kurulsa ve çocukarın neşeli sesleri, salıncaklardan sokaklara dağılsa… Kim bilir, belki internet kafelerden, makinelerle dolu oyun salonlarındansa çocukların bu nostaljiye daha çok ihtiyacı vardır.

Seyyar satıcılığın duayenleri olmadan olur mu hiç?

Eskiden sokaklarda, çok daha farklı hizmetler sunan seyyar satıcılar dolaşırdı. Özellikle bayramlarda çocukların dört gözle beklediği seyyar salıncakçılar, mahalle mahalle dolaşıp, üzerinde salıncakların asılı olduğu, dönen bir mekanizmaya sahip aracını döndürerek, çocukların eğlenmesini sağlardı. 6 oturaklı bu mekanizmayı döndürmek için, en az 2 – 3 çocuğun binmesi beklenir, daha sonra çocuklar aracın dönmeye başlamasıyla kahkahalar atmaya başlarlardı.

"Nerede o eski bayramlar" diye soranlar için eskilerden bayramlaşma adetleri

Bir diğer bayram yeri gediklisi ise seyyar fotoğrafçılardı. Bayram hatırası olsun diye, bayramlıklarını giyen aile bireyleri, mahallenin delikanlıları ve genç kızları, birlikte seyyar fotoğrafçının gerdiği siyah fonun önünde durur, fotoğraf çektirirlerdi. Siyah beyaz eski fotoğrafların bulunduğu albümlerdeki aile fotoğraflarının bir çoğunda seyyar fotoğrafçıların emeği büyüktür. Şimdi artık cep telefonlarının dahi fotoğraf çekebiliyor olması, fotoğraf çektirmek ve tab ettirmenin albenisini pek çoğumuza unutturmuş gibi görünüyor.

Bayram kutlama adetlerini de geride bıraktık

Toplu bayram mesajlarından siz de bunalmış olabilirsiniz. Halbuki kişiye özel olmayan, bu soğuk, otomatik bayramlaşma yönteminden önce, zannediyorum artık 90’larda sonuncuları gönderilmiş olan bayram tebrik kartları vardı. Bu kartlar, kırtasiyelerden özenle seçilir, zarfsız yollanırdı. Hemen her ilkokul çocuğu, kartın üzerinde adresin, tarihin, tebrik mesajının nereye yazıldığını bilirdi. Şimdi pek çoğu kartpostalları bilmediği gibi, zarfın üzerinde dahi adresin nereye yazıldığını bilmiyor olabilir. Oysa ki şimdiki pek çok yetişkinin ilkokul sıralarında, güzel yazı derslerinde titizlikle eğitilmesinin nedenlerinden biri de güzel ve okunaklı mektup ve kart yazabilmeleriydi.

Çocukların bayramlarını kutlamak için, ziyaret ettikleri evlerde büyükler, ellerini öpen her çocuğa mis kokulu, ütülü bez mendillerin içinde şeker ya da harçlık verirlerdi. Kimileri bu mendillere lokum da koyarlardı. O mendiller, daha sonra küçükler okula giderken, ceplerine konur, okulda burnu aktığında, üzeri kirlendiğinde kullansın diye yanında bulundurulurdu. Belki bu da 90’ların ardından son bulmuş adetlerden biri olarak tarihe not düşülebilir.

Görünen o ki eski bayramlar, 90’larda sona erdi. Geçmişten günümüze varmaya çalışan adetlerden son birkaçı da 90’ların ardından tarihe karıştı. Belki çocuklarımıza, bu adetleri gösterecek, onlara yaşadığımız bayramları yaşayabilecekleri bir ortam hazırlayabiliriz. Eski bayramlar geri gelir mi bilinmez ama, yeniden hatırlamak adına bunu çocuklarımıza aktarabiliriz. Ne dersiniz, hoş olmaz mı?

 

Leave A Reply